ANA
SAYFAYA
DÖN


Yayın Tarihi; 13.07.2016









“Savaşın iyisi olmaz, barış iyidir!”

ÇAYCUMA’NIN SON “KORALI”SI: HALİT DURMUŞ BAŞOĞLU

 

“Heyecan Fırtınası”

Temmuz ayının ilk günüydü.

Telefonum çaldı.

Telefonun ucunda, Mevlüt Kırnapçı’nın heyecanlı sesiyle karşılaştım.

Yazmak için on beş yılını verdiği “Meşe’de İnecek Var” romanının devamı olarak “Koralı” adında bir romana başladığını ve bununla ilgili hazırlıklar yaptığını söyledi ilkin.

 

Koralı’yı, “Meşe’de İnecek Var” romanından tanıyorum. Kendisi, Mevlüt Kırnapçı’nın babasıdır ve Kore Savaşı gazisidir. Savaş sonrası Çaycuma’da yaşamaya devam eden babasının adı, çevresinde “Koralı” olarak anılmaya başlar.

 

Babasının yaşadıklarından yola çıkarak savaşa gidenlerin neler hissettiklerinin, neler yaşadıklarının peşine düştüğünü anlattı Kırnapçı. Bu nedenle Çaycuma Askerlik Şubesine de gittiğini, Çaycuma’da yaşayan üç kişinin adına ulaştığını anlattı heyecanla.

Daha sonra bu üç isimden yalnızca birinin hayatta olduğunu öğrenmek hayal kırıklığı yarattı bizde ama iyi ki en azından biri hâlâ hayattaydı.

İşte bugün (13 Temmuz 2016), Çaycuma’nın yaşayan son “Koralı”sını; Kırnapçı, ben ve kızım Ezgi ile birlikte ziyaret ettik.

 

“Koralı”

Son Koralı: Halit Durmuş Başoğlu.

2 Mart 1926 doğumlu (Askerlik Şubesi kayıtlarına göre 1929 doğumlu görünüyor ama nüfus kaydına göre 1926 doğumlu).

Çaycuma’nın Karapınar Beldesinde, Durmuşoğlu Mahallesinde yaşıyor.

91. yaşına girmiş olmasına karşın aklı berrak, eli kuvvetli, misafirlerine ikramda bulunmak için hâlâ istekli.

Uzak ülkelere savaşa gönderdiğimiz, 5090 askerden biri Halit Amca.

25-26-29-30 Eylül ve son olarak 2 Ekim 1950 tarihinde, İskenderun Limanından gemilerle gönderdiğimiz 5090 askerden biri.

Süveyş Kanalından geçip Kızıldeniz’e açılan ve Bab’ül Mendep boğazını geçip Aden Körfezine yelken vuran, Sri Lanka Adasının merkezi olan Colombo’da mola veren, Singapur ve Filipinleri geçtikten sonra Kore’nin güneyinde bulunan Pusan Limanına 26 günde varan 5090 askerden biri Halit Amca.

Askere gitmeden önce, gençliğinin en güzel yıllarında, Zonguldak’ın maden ocaklarında üç yıl boyunca “mükellef” (zorunlu yasal kölelik) olarak çalışan, ardında eşini bırakarak uzak ülkelere savaşmaya giden Halit Amca.

 

***

Öğle saatlerinde Çaycuma’dan Karapınar beldesine doğru yola koyulduk.

Perşembe günleri, Karapınar’da pazar kuruluyor. Etraf kalabalık.

Önce, belde merkezinde Durmuşoğlu Mahalle muhtarı Aydın Uzundal’ın yanına uğradık. Kendisi bize yolu tarif etti.

Yola tekrar koyulduk ve evi elimizle koymuş gibi bulduk.

Evin demir kapısını yavaşça aralayıp, ürkek güvercin adımlarıyla evin kapısına yöneldik.

Meraklı bakışlarıyla karşıladı bizi Halit Amcanın gelini.

Misafiri olduğunu öğrenen Halit Amca, balkondan uzanıp, “buyurun” dedi.

Ahşap eski bir kapıdan, sonradan yapılmış gıcır gıcır mermer merdivenlerden ikinci kata çıktık hep birlikte.

Halit Amca, merdiven başında bekliyordu bizi.

Merhabalaştık, elini öptük.

Üç çekyatlı, iki koltuklu, bir vitrin ve bir sehpalı evinin salonuna geçtik.

Karşımızda yaşayan bir tarih oturuyordu.

Bütün konuşmalarımızı videoya kaydettik Halit Amcanın izniyle.

Fotoğraflar çektik.

Kırnapçı, babasıyla konuşur gibi konuştu onunla; babasına bakar gibi baktı.

Yanımda oturan kızım, hayatının en sessiz zamanlarını Halit Amcanın evinde geçirdi.

Tam da burada konuştuğumuz ayrıntılar, Mevlüt Kırnapçı’nın “mahremiyet alanı”na giriyor. Bu nedenle şimdilik konuşulan anıları paylaşmıyorum.

Konuşulanlardan, “Koralı” romanına neler sızar neler sızmaz bunu Kırnapçı bilir.

 

“Amerika”

Halit Amca, göğsüne taktığı madalyalarla yaşamaya devam ediyor.

Çektiğim bir fotoğrafa bakınca fark ettim, boynunda bir yaprakla yaşamaya devam ediyor.

Kore’den gelen madalyaları gösterdi bize. “Amerika’dan gelen madalyayı takmıyorum” dedi. “Bizi ölüme sürdüler, çembere aldırdılar bizi!” dedi.

Öfkeliydi.

Türkiye’den giden askerlerin süngülerle savaşa zorlanmasının “kahramanlık” hikâyesini anlatıyordu aslında Halit Amca; “Takmayacağım o madalyayı!” diyordu.

 

“Dostlar”

Kore Savaşında; bu topraklar 37 subay, 26 astsubay, 658 er olmak üzere toplam 721 şehit, 2147 yaralı, 346 hasta, 234 esir ve 175 kayıp vermiştir. 

Siyasi yalakalığın gelip dayandığı, boğazın düğümlendiği en son kertelerden biri.

Belki de bu yüzden bütün savaş galibiyetlerimizi kutluyoruz ama ne hikmetse Kore Savaşı “kahramanlığı” diye insanların göz göre göre ölüme gönderildiği Kore’yle ilgili en ufak bir anma bile gerçekleştirmiyoruz.

Ne demiş Nazım Hikmet:

“Kimi öldürmeğe gidiyorsun Ahmet?”

 

“Koralılar”

Çaycuma bu savaşa çok insan göndermiş.

Gidip de gelemeyen Zonguldaklı Koralıların adları aşağıda yazılı:

Yunus Uçar, Tacettin Özcan, Şevket Dere, Selim Yurtseven, Satılmış Odabaş, Satı Çetin, Şakir Doğan, Rıdvan Terzi, Recep Arıpek, Ramazan Çetin, Mustafa Çetinalp, Mehmet Özkoç, Mehmet Onat, Mehmet Arslan, Mehmet Altıntaş, İsmail Arık, İbrahim Tezeren, İbrahim Ergül, Hüseyin İnan, Hüseyin Bozan, Hüseyin Arabacı, Hasan Çiğdem, Durmuş Çarşambalı.

 

“Son”

Aslında bugün hep birlikte sırtımıza ağır bir yükü daha sırtlamış olmanın çaresizliği içerisinde çıktık dönüş yoluna.

İnanın yazacaklar bitmedi ama derman tükendi.

Şimdilik.

Kulağımıza küpe olsun Halit Amcanın dedikleri:

“Savaşın iyisi olmaz, barış iyidir!”

 

                               Tuna Ölger-13 Temmuz 2016

 

Bu yazı  618 kez okunmuştur.


© Kirnapci
     
 

Bu Haberi Facebook'ta Paylaş